Ana Sayfa
2018-07-18 12:25:24 ( 31 izlenme )
Reklamlar

15 temmuzu aydınlatacak olan o kitap nerede…

15 temmuzu aydınlatacak olan o kitap nerede…






Eskiler, “hafıza-i beşer” derlerdi… Nisyan ile malûlmüş… İnsanoğluymuş çünkü… Unuturmuş…

Unutmuyoruz.

İnadına hatırlıyoruz ve hatırlamaya, hatırlatmaya, gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceğiz.

Tavzihe muhtaç iki husus var… Geçen yıl da yazmıştım.

Birincisi, darbe başarılı olsaydı Başbakanlığa kim getirilecekti?

İkincisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “gördüm” dediği kitapçık… Bu kitapçıkta, 15 Temmuz darbesinin Cumhurbaşkanı ve Başbakanının ismi yazıyormuş.

Birincisiyle ilgili düşüncelerimi o zaman da ifade etmiştim: Darbe başarılı olsaydı, Başbakanlığa Kemal Kılıçdaroğlu getirilecekti.

Şaşırmayın…

İktidar umudunu darbelere bağlamış bir partinin genel başkanından söz ediyoruz.

Seleflerinden bazıları bu yolu izlemişti

İsmet Paşa (“Şartlar olgunlaşırsa darbe meşru haktır” fetvasının sahibi İsmet Paşa), serbest seçimlerle kaybettiği Başbakanlık koltuğunu, ancak 27 Mayıs darbesinin sağladığı steril (!) siyaset ortamında elde edebilmişti.

Baykal, yıllarca, bıkmadan usanmadan bu yolu zorlamıştı.

15 Temmuz’da “Fetullahçı çete” galip gelseydi, geçici bir “Devlet Başkanı” atanacaktı: Kenan Evren modeli…

Bu isim Akın Öztürk mü olurdu, Mehmet Partigöç mü olurdu, Adil Öksüz ya da muadili bir “İmam” mı olurdu, bilemiyorum. FETÖ hiyerarşisinin kimi öne çıkaracağını bilemezsiniz. İlkokul mezunu bir marangozu “HSYK imamlığına” atayan ve bu garabeti Taha Akyol gibi şişme liberallere “hukukun üstünlüğü” diye alkışlatan zihniyet, sıralamada ismi dahi anılmayan sümüklü bir maklubeciyi pekâlâ “Devlet Başkanı” olarak atayabilirdi.

İktidar umudunu darbelere bağlamış bazı arkadaşlara da alkışlamak düşerdi. Yapmadıkları şey değil…

Mehmet Partigöç, Akın Öztürk, ya da her kimse, “Devlet Başkanlığı”yla taltif edilecek kişiye de, doğal olarak, Başbakan atama hakkı verilirdi.

Bu Başbakan da, bence, Kılıçdaroğlu olurdu.

Kitapçık meselesine gelince…

Kılıçdaroğlu, darbe girişiminden birkaç ay sonra, gazetecilerle bir araya gelmiş, “Bir kitapçık var… İçinde 15 Temmuz darbesinin Cumhurbaşkanı ve Başbakanının isimleri yazıyor” demişti.

Bu konu, gazeteciler tarafından “uyumaya” bırakıldı.

Üzerinden neredeyse iki yıl geçti, kimse çıkıp “Kemal Bey, o kitapçığa ne oldu?” diye sormuyor.

Hazır konu açılmışken biz soralım.

15 Temmuz darbesini aydınlatacak o “esrarengiz kitapçığa” ne oldu?

Kemal Bey, “Gördüm” demişti.

Nerede, kimin elinde gördü? Kitapçıkta ayrıca hangi bilgiler yer alıyordu? Kendisi o bilgileri okudu mu?

Kendisi okumadıysa ve nakil üzerine aktarıyorsa, bu bilgilere aracılık eden kimdi?

Kitapçık, 17/25 Aralık sürecinde olduğu gibi, elden birileri tarafından mı getirilip CHP genel merkezine teslim edildi, postayla mı gönderildi? CHP genel merkezine gelenler, “kaset ulakları gibi”, maskeli miydiler?

Kaç yıldır haber alınamadığına göre, kitapçığa ne oldu? Çalındı mı? Çalındıysa, nereden çalındı? CHP genel merkezinden mi, Kemal Bey’in evinden mi?

Kemal Bey, kitapçık iddiasından sonra, herhalde yine maskeli adamlar tarafından servis edilmiş başka (“taze”) bilgiler de sunmuştu… AK Parti’de ByLock kullanan 4 bakan ve 120 ile 180 arasında milletvekili bulunduğunu söylemişti.

Hadi esrarengiz kitapçığı kaybetti diyelim… Ya da çaldırdı…

ByLock kullanıcısı bakanlar ve milletvekilleri kimlerdi?

Kemal Bey bu isimleri açıklamak için neyi bekliyor? Muharrem İnce tarafından devrilmeyi mi?

Unutmuyoruz gördüğünüz gibi…

Unutmayacağız ve hem 15 Temmuz girişimcilerinin, hem de onlara “yancılık” yapan siyasetçilerin peşinde olacağız!

Uçar Otomotiv’den Fırsat:
2.El Fiyatına Sıfır Hyundai i20 ve i10!

UYGULAMADA AÇ
Mehmet YEŞİLKAYA
Mehmet YEŞİLKAYA
mehmetyesilkaya76@gmail.com
Medyanın ‘ölüm’ sessizliği
Mehmet YEŞİLKAYA tüm yazıları
17 Temmuz 2018 Salı
Bu dünyanın adaleti yok. Hele dünya medyasının hiç yok. Pakistan’ı terör vurdu. Bombalar patladı. 132 kişi teröre kurban gitti. Dünya medyasının ilgisi neredeyse hiç yok. Kısa bir haberle geçiştirildi. Sanki her gün Pakistan’da yüzlerce insan böyle ölüyor. Pakistan’a komşu Afganistan’da da bombalı saldırı oldu. Yine tepki yok. Aynı durum Irak için de geçerli. Günlerdir Irak’ta insanlar sokakta. Daha adil bir paylaşım için talepleri var. Tek liman şehri Basra’da başlayan protestolar başkent Bağdat’a kadar yayıldı. Bu önemli gelişme de ne bizim medyada ne de dünya medyasında yeterince yer bulmadı.

***

Peki tüm bunlar olurken dünya medyası neyi tartışıyordu. Hemen söyleyeyim: ABD Başkanı Donald Trump’ın İngiltere ziyaretindeki protokol hatasını. Neymiş Trump resmi bir törende 92 yaşındaki İngiltere Kraliçesi Elizabet’in önünde birkaç saniyeliğine önde yürümüş. Vay efendim nasıl kraliçenin önünde yürürmüş.

***

Yani anlayacağınız. Pakistan’da teröre kurban gidenlerden daha fazla bu konu tartışıldı. Böyledir… Ortadoğu’da ölüm ucuzdur… Afrika’da ucuzdur… Ama Batı’da kıymetlidir!

Sarhoş muydu hasta mı?

Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claude Juncker’in NATO zirvesindeki görüntüleri çok tartışıldı. Juncker’in görüntülerde ayakta zor durduğu çok net görülüyor. Bir basamağı bile çıkamayan Avrupa Komisyonu Başkanı’nın yardımına yanındakiler yetişiyor. Koluna girerek düşmekten kurtarıyorlar. Bir ara birini öpüyor. Bu durum ile ilgili yapılan açıklamada Juncker’in siyatik ağrı krizi geçirdiği sarhoş olmadığı açıklandı.

***

Görüntülere baktığımda bana bu açıklama pek gerçekçi gelmedi. Avrupa Komisyonu Başkanı pek de acı çekiyor gibi durmuyordu. Aksine keyifli, gülümseyen, etrafındakilerle şakalaşan bir hali vardı. Benim kanaatim Juncker’in zil zurna sarhoş olduğu. Kaldı ki bu Juncker’in ilk skandalı da değil. 2015 yılında da Macaristan Başbakanı Orban’la tokalaşırken yanağına da tokat atmıştı. O zaman da sarhoş olduğu belirtilmişti. Juncker’le ilgili bir küçük not daha. İngiltere alkol problemi olduğu için eski Lüksemburg başbakanının komisyon başkanlığına karşı çıkmıştı. Ancak Almanya’nın ısrarı ile o koltuğa oturmuştu.

NATO zirvesinden devam edelim. Zirvede tartışma konusu sadece Juncker değildi. Medyanın dikkatini çekmek için her defasında türlü numaralara başvuran Kanada Başbakanı Justin Trudeau bu kez de protokol sırasında yapacağını yaptı. Kendisini karşılayan zirvenin ev sahibi Belçika başbakanına doğru gidiyormuş gibi yaparak son anda onu es geçerek hayat arkadaşına yöneldi. Başbakanın eşini öpen Trudeau daha sonra başbakanla tokalaştı. Kanada liderinin bu hareketi sosyal medyada hayli tartışıldı. Bazıları yapılanı yanlış bulurken bazıları da çok sorun değil görüşünü savundu. Ama medyaya malzeme vermekte usta olan Trudeau, yine kendinden söz ettirdi. Kanadalı liderle ilgili bir bilgi paylaşarak bitireyim yazıyı. Suriyeli mültecileri havaalanında çiçeklerle karşılayan Trudeau’nun ülkesine sadece 40 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği ortaya çıkmıştı. Medyanın etkisini çok iyi bilen Trudeau, o dönem dünya kamuoyunda sempati toplamayı başarmıştı.
Ahmet Kekeç / Star


Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Ecevit'in ölmeden önceki son mesajı ortaya çıktı! "TÜRKİYE'NİN BAŞI DAİMA DERTTE OLACAK, PANİĞE GEREK YOK" Can Ataklı'dan akılalmaz iddialar Evde çıplak dolaşan çifti şaşırtan not İşte Adnan Oktar'ın el konulan mal varlığı!